Bakan Uraloğlu açıkladı! 2030 yılında konteyner limanı göreceğiz

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Trabzon, önemli bir uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen program, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını uluslararası kamuoyuna taşıdı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu açıklamasında, "Akdeniz havzasındaki ülkeler arasında denizin dilini en iyi anlayan, denizle aynı dili konuşan bir millet olarak denizlerimizi ‘Mavi Vatan’ olarak görmemiz de bunun doğal bir sonucudur. Hatta Mavi Vatanımıza öyle sevdalıyız ki bizler çocuklarının adını ‘Deniz’ koyan, ‘Ege’ koyan, ‘Derya’ koyan, ‘Bahri’ koyan bir milletiz. Kimimizin soyadı ‘Karadeniz’, kimimizin ‘Akdeniz’… Bu nedenle bir yandan ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak adımları atarken, denizlerimizin ve kıyılarımızın temizliğine, florasının ve faunasının korunmasına ilişkin düzenlemeleri ve altyapı tesislerini göz ardı edemeyiz" ifadelerini kullandı.

DENİZLERE AÇILAN EN GÜÇLÜ KAPILARDAN BİRİ TRABZON
Bakan Uraloğlu, "Bu programı, denizlere açılan en güçlü kapılardan biri olan Trabzon’da yapmak, başta Karadeniz olmak üzere tüm denizlerimizin nabzını tutmak demektir. Çünkü Trabzon’dan bakınca denizlerimiz hem geçim kaynağımız hem de iklim değişikliğinin etkilerini en yakından hissettiğimiz alanlardan biridir. Kıyı erozyonu, deniz suyu sıcaklığındaki artış, aşırı hava olayları ve ekosistem üzerindeki baskı burada teorik bir konu değil, günlük hayatın bir parçasıdır. Geçen haftalarda Nepal’de meydana gelen sel felaketinde de gördüğümüz üzere özellikle iklim değişikliği, günlük yaşantımızı etkilemesinin yanı sıra çok büyük can kayıplarına ve olumsuz ekonomik sonuçlara da yol açıyor. Günümüzde bu değişim; fosil yakıtların kullanımı, orman yangınları, karbon ayak izi oranlarının yükselmesi ve aşırı tüketim alışkanlıkları gibi insan kaynaklı nedenlerle ilişkilendiriliyor. Küresel üretim devam ettikçe ve enerji talebi arttıkça, iklim değişikliğiyle ilgili hedefleri karşılamak için ülke yönetimlerinin ve iş dünyasının cesur ve koordineli olması gerekiyor. Bugün burada okyanuslarımızın ve denizlerimizin geleceği için bir araya geldik. Bakanlık olarak tüm faaliyetlerimizde yenilenebilir enerji kullanımının artırılmasına, ulaşım kaynaklı sera gazı emisyonlarının azaltılmasına, düşük emisyonlu ulaşım türlerinin teşvik edilmesine ve bunları destekleyecek altyapının oluşturulmasına odaklanıyoruz. Vizyonumuz; Avrupa Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa İklim Yasası gibi Avrupa Birliği’nin temel yaklaşımlarıyla da birçok ortak paydaya sahiptir. Tüm projelerimizde atık yönetimini en üst seviyeye çıkarıyor, inşaat ve bakım süreçlerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını artırıyor, limanlarımızda, havalimanlarımızda ve istasyonlarımızda sıfır atık uygulamalarını standart hâline getiriyoruz. Ulaştırma sektörünün her modunda olduğu gibi denizcilikte de sera gazı emisyonlarının takibi ve azaltılması için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Küresel yük taşımacılığının yüzde 88’i, Türkiye’nin dış ticaretinin ise yüzde 85’i deniz yoluyla gerçekleşmektedir. 218 liman tesisi, 85 faal tersane, dünyanın en büyük filolarından biri olan Türk sahipli ticaret filomuz ve 144 bini aşkın gemi insanımızla denizcilik, hem ekonomimizin hem de iklim politikamızın omurgalarından biridir. Gemi inşa sanayimiz siparişte dünyada 7’nci, mega yatlarda 2’nci, gemi geri dönüşümünde ise Avrupa’da lider konumdadır. Bu kapasiteyi yeşil ve akıllı lojistiğe dönüştürmek, kabotajın ikinci yüzyılını Türkiye Yüzyılı ile birleştirmek demektir. Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, yeni nesil yakıtlar, enerji verimliliği, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunması Bakanlığımızın önceliklerindendir" dedi.

YEŞİL LİMAN SERTİFİKASI UYGULAMASINI YÜRÜTÜYORUZ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu açıklamalarında şu sözlerle son verdi:
Yeşil Liman Sertifikası uygulamasını yürütüyoruz.
Yeşil Liman kriterleri kapsamında yenilenebilir enerji kullanımını, liman ekipmanlarının elektrifikasyonunu, gemilere kıyıdan elektrik sağlanmasını, enerji verimliliğini ve sıfır atık uygulamalarını teşvik ediyoruz.

Böylece gemilerin limanda bulundukları süre boyunca fosil yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları azaltmayı, düşük karbonlu liman altyapısını geliştirmeyi hedefliyoruz.
Şu anda Yeşil Liman Sertifikası’na sahip 4 limanımız var.

2030 YILINDA YEŞİL KONTEYNER LİMANI GÖRECEĞİZ
Mevzuatımızla, yeni inşa edilecek veya mevcut alanını yüzde 25’ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerini Yeşil Liman kriterlerine uygun hâle getirmeyi zorunlu kıldık.
Yani ülkemizde 2028 yılı sonunda yeşil kruvaziyer limanı, 2030 yılında da yeşil konteyner limanı göreceğiz.
AB tarafından kabul edilen ‘Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi’ projemiz ile sektörümüze Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan hibe ve uzun vadeli, uygun maliyetli kredi desteği sağlıyoruz.
Yakın zamanda iki limanımız buradan alacağı hibelerle limanlarına elektrik ikmal sistemi kuracak. Tüm denizcilerimizi bu projedeki hibelerden yararlanmaya davet ediyoruz.

SOMUT İMKÂN SUNMAKTADIR
Bakanımız Sayın Murat Kurum’un COP31 Başkanlığı döneminde Türkiye’nin üstlendiği ev sahipliği, denizcilik politikalarımızı küresel iklim müzakerelerinin uygulama zeminine taşımak için somut bir imkân sunmaktadır.
Trabzon’da gerçekleştirilen bu programın, Almanya’nın Bonn kentindeki diyaloğun somut mesajlarını Antalya COP31’e taşıyan ve uygulanabilir taahhütlere dönüştüren bir köprü olmasını temenni ediyorum.

Bu duygularla Mavi Diyalog Programı’nın hayırlara vesile olmasını diliyor, katılımınız ve katkılarınız için hepinize teşekkür ediyorum.”





