Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin (KTÜ) destekleriyle, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından geleneksel olarak düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı’nda konuştu. KTÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kurultaya; Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, AK Parti Trabzon Milletvekili Yılmaz Büyükaydın, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Trabzon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Hamas Temsilcisi Abdusselam Haniyye, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Dr. Ahmet İşleyen, AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu, MHP İl Başkan Yardımcısı İsmail İnan ,Trabzon Milli Eğitim Müdürü Hasan Uygun, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan ve ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Trabzon Şube Başkanı Ali Çolak katıldı. Kurultayda ayrıca Türkiye’nin 81 ilinden imam hatip derneklerinin temsilcileri, eğitimciler, okul yöneticileri, akademisyenler, imam hatip mezunları, öğrenciler ve gönüllüler yer aldı.

Bakan Tekin Trabzon’da Konuştu: “28 Şubat’ta Kapatılan Okulların İkinci Kurucusu Erdoğan’dır”
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Trabzon’da düzenlenen İmam Hatip Kurultayında Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran 28 Şubat sürecine ve bu süreçte imam hatip okullarının yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Konuşmasında okul müdürlerinin geçmişte öğrenci bulabilmek için köy köy, kasaba kasaba dolaştığını hatırlatan Bakan Tekin, zihninde bu okulların o dönemde kapandığını ifade etti. Tekin,“O yüzden ben bu vefa zincirini tamamlayabilmek, tam olarak ödeyebilmek açısından bir hakikati teslim etmek istiyorum. O da 28 Şubat'ta kapatılan bu okulların ikinci kurucusu olma vasfını taşıyan Sayın Cumhurbaşkanımıza, Recep Tayyip Erdoğan'a bir İmam Hatip mezunu olarak teşekkür ediyorum” dedi.
Bakan Tekin Trabzon’da Konuştu: “28 Şubat’ta Kapatılan Okulların İkinci Kurucusu Erdoğan’dır”

BU ÜLKE 28 ŞUBAT'I YAŞADI
Konuşmasında 28 Şubat sürecinde yaşananların altını çizen Bakan Tekin "Çok değerli dostlar, İmam Hatip okullarımızın kuruluşundan bugüne kadar emek sarf edenlerin, benden önceki konuşmacılarımız saydılar. Hepsine teşekkür ettiler. Dolayısıyla ben zamandan tasarruf etmek için o kısmı müsaade ederseniz geçeceğim. Gerçekten emek veren herkese tek tek isimlerini sayarak zamanınızı almak istiyorum, müteşekkirim, Allah kendilerinden razı olsun. Ancak ben bir başka hususun altını çizmek istiyorum. Bu ülke 28 Şubat'ı yaşadı. 28 Şubat'ta İmam Hatip okulları toplamda öğrenci sayısı yüzde 2'lere kadar düştü. Birçok ilimizde İmam Hatip okullarımız okul müdürlerinin köy köy, kasaba kasaba dolaşıp çocuklar bulup kaydettirip okulu açık tutmak gibi bir mücadelenin içerisine girmişlerdir. Böyle bir dönemi yaşadık. Dolayısıyla benim zihnimde İmam Hatip okulları 28 Şubat'ta kapatılmıştı.

Bakan Tekin Trabzon’da Konuştu: “28 Şubat’ta Kapatılan Okulların İkinci Kurucusu Erdoğan’dır”
O yüzden ben bu, biraz önce benden önceki konuşmacıların saydığı vefa zincirini tamamlayabilmek, tam olarak ödeyebilmek açısından bir hakikati teslim etmek istiyorum. O da 28 Şubat'ta kapatılan bu okulların ikinci kurucusu olma vasfını taşıyan sayın Cumhurbaşkanımıza, Recep Tayyip Erdoğan'a bir İmam Hatip mezunu olarak teşekkür ediyorum.
Çok teşekkür ediyorum. Bir Milli Eğitim Bakanı olarak söylüyorum, bir İmam Hatip mezunu olarak söylüyorum; İmam Hatip okulları gerçekten birçoğu kapanmıştı. Şu anda rakamları belki Din Öğretimi Genel Müdürümüz daha sonra sizlerle paylaşır, yeniden 28 Şubat'tan önceki noktaya gelmiş durumda.

O yüzden Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı iradesi, milletimizin duası ve teveccühü ile birleşince söndürülmek istenen bu kandil çok şükür yeniden tutuştu. Kesilmek istenen köke can suyu yeniden yürüdü. Rabbim bu davayı milletiyle beraber yeniden göğe yükselten, kendisine bu yolda omuz vermez veren ona bütün yol ve dava arkadaşlarına teşekkür ediyorum, Allah kendilerinden razı olsun.
Kıymetli kardeşlerim, insanı diğer varlıklardan ayıran en temel haslet, onun bir aidiyetle, bir mensubiyetle var olmasıdır. Hepimizin öyle mensubiyetleri var ki onları ne bir tarihe sığdırabiliriz ne de böylesi törenlere sığdırabiliriz. Çünkü onlar edinilen değil, benliğimize nakşolunan mensubiyetlerdir. Benim gözümde İmam Hatipli olmak da ikinci türden, yani benliğimize nakşolunan bir mensubiyettir. Elhamdülillah ben de bu mensubiyeti onurla taşıyan bir kardeşinizim" dedi.

"Başımız dik yürüdüğümüz bu yola kolay ulaşamadık"
İmam Hatip Liselerinin geçmişten geleceğe yaşadığı zorlukları ve geçirdiği süreçleri anlatan Bakan Tekin, "Zira İmam Hatipten mezun olmak ömür sermayemizden bir güne yazılmış bir kayıttır. Gelir geçer. Fakat İmam Hatipli olmak ömrümüzün istikametine vurulmuş bir mühür misalidir. Bir kere vurulur, hayatımızın her sayfasına sirayet eder. Mezuniyet bir müessesenin kapısından dışarı adım atma şeklimiz, anımızdır. İmam Hatipli olmak ise o kapının ardında kuşandığımız bir duruş, o eşikten sonra bir daha hiç çıkarmamak üzere ömre yoldaş etmemizin adıdır. Öyle ki aradan kaç yıl geçerse gelsin, insan hangi makama gelirse gelsin o mühür onu kendi ölçüsünden şaşmamakla mükellef kular. Bu şuurladır ki milletimiz en ağır imtihanlarından geçerken bu neslin evlatları da ülkenin yeniden imarındaki yerini almaktan, o ortak hüküm altına omuz vermekten bir an geri durmadı, durmadık. Kimimiz siyasetin çetin sorumlulukları altında yükler üstlendik, kimimiz bürokrasinin kılcal damarlarında devletimize hizmet etmeyi şiar edindik, kimimiz ilmin ve akademinin kürsülerinde hakikatin peşine düştük, kimimiz ekonomiden teknolojiye, savunma sanayinden sağlığa memleketin istikbalini örenler arasında yer aldık, üstümüze düşeni yerine getirmeye çalıştık. Nitekim bu hakikatin en yüksekten görülen timsali bugün milletimizin mukadderatını omuzlayan iradenin ta kendisi, yani Sayın Cumhurbaşkanımız. Bu okulların sıralarından geçip bu aziz milletin en yüce makamına kadar yürümüş bir dava adamı olarak İmam Hatipli olmanın engin ufuklara açılan kök sağlamlığı olduğunu bütün bir cihana göstermiştir.

İşte sevgili gençler, sizlerin de asıl talip olmanız gereken şey bu ruh halidir. Bir gün bu sıralardan mezun olacak, diplomalarınızı alıp kendi yolunuza karar vereceksiniz. Ancak hangi mesleği seçerseniz seçin bu ruhtan, bu mensubiyetten asla ayrılmadan dimdik durmak size, bizlerin mirasıdır. Siz de bu mirasa inanıyorum ki sahip çıkacaksınız.
Değerli misafirler, şunu her vesileyle dile getirdim, katıldığım her ortamda ifade ettim. Bundan sonra da imtina etmeyeceğim. Biz bu günlere başımız dik yürüdüğümüz bu aydınlık yola kolay kavuşmadık. Bir asra yakın bir zaman bu milletin kendi diliyle, kendi inancıyla yetiştirilme iradesi karşısına dikilmiş kaskatı vesayet duvarları ile imtihan olundu. O duvarlar her devirde bir başka surete büründü. Kah bir yasağın soğuk yüzüyle karşımıza çıktı, kah bir darbenin çizme sesleriyle karşımıza çıktı, kah milletin bağrına sokulmuş hain bir şebekenin maskesiyle karşımıza çıktı" dedi.

Bakan Tekin Trabzon’da Konuştu: “28 Şubat’ta Kapatılan Okulların İkinci Kurucusu Erdoğan’dır”
"28 Şubat iradesi kendilerine en büyük paydaş olarak FETÖ'yü seçmişti"
FETÖ terör örgütünün verdiği zararları anlatan Bakan Tekin, "28 Şubat'ın o ağır ikliminde gördüğümüz çehre ile 15 Temmuz gecesi tankların gölgesinde gördüğümüz çehre aslında aynı köhne zihniyetin farklı zamanlardaki iki ayrı maskesiydi. Her ortamda dile getirdim: 28 Şubat iradesi kendilerine en büyük paydaş olarak FETÖ'yü seçmişti. Bunun en büyük delili o dönem FETÖ liderinin, hiç unutmuyorum, Yalçın Doğan'la yaptığı röportajda okullarımızın anahtarını eğer isterlerse 28 Şubat iradesine seve seve veririm demişti. Ki aynı şahıs 12 Eylül darbesini de alkışlarla karşılamıştı. Şimdi bu örnekleri gördükten sonra 12 Eylül darbesiyle, 28 Şubat darbesiyle, 15 Temmuz'u yapan kişilerin aynı kişiler olmadığını iddia etmek mümkün müdür değerli arkadaşlar? İşte bu belayı bize ödetenler, yani bütün bir asra yayılan bu kuşatma ortamını kuranlar, hesaplarını da sağlıklı tutmuşlar. Bir neslin hafızasını silmek üzere, bir milleti kendi köküne yabancılaştırmak üzere zamanın ve tahakkümün sabrıyla mümkün kıldıklarını sandılar bunu. Lakin gözden kaçırdıkları bir hakikat vardı. Kul hesap yapar, ama nihai hükmü veren, hesapların en hayırlısını kuran Rabbülâlemindir" ifadelerini kullandı.
"⁰Çocuklarımızı bu algoritmaları yazan yapılar yetiştiriyor"
Gelişen teknolojiye ve eğitime yönelik konuşan Bakan Tekin "İnsanın bizzat kendisinin ölçüp biçildiği, sayısal bir kopyaya indirgendiği bir zamanı yaşıyoruz. Değerli arkadaşlar, birçok ortamda söylüyorum; bu içinde yaşadığımız dünyada maalesef çocuklarımızı biz yetiştirmiyoruz. Maalesef çocuklarımızı bu algoritmaları yazan yapılar yetiştiriyor. O yüzden diyorum ki; yapılacak gerçekten çok fazla iş var. Çocuklarımızın kendi çocuklarımız olmasını istiyorsak, çocuklarımızın bu değerlere sahip çıkmasını istiyorsak, bir müslümanın sahip olması gereken en hassas biçimde davranıp, birebir katatarak, daha çok çalışarak bu mücadeleyi yürütmemiz gerekir. Bir makinenin bu kadar rahat, bu kadar özgüvenli bir biçimde insanı taklit edebilmesinin ardında benim şahsi görüşüm çok önemli bir kırılma yatıyor. Düşünsenize; modern zihniyet insanı anlama iddiasıyla ortaya çıktı, ama daha ilk adımda onu paramparça etti. Aklını kalbinden, bilgisini gayesinden seyrettiği kainatı, o kainatın sahibinden kopardı. Ölçebildiğini hakikat saydı, ölçemediğini hükümsüz bıraktı. Ben şuna kaniyim ki; bir insanı bir mana olmaktan çıkarıp davranışları sayılabilen, temayülleri tasnif edilebilen bir yığın veriye indirgeyen asıl kırılma işte bu bakışta gizliydi. Geçen ay bütün dünyanın konuştuğu o 8 milyarlık sureti de ben münferit bir icat olarak görmedim. Bu asırlara yayılmış olan indirgemenin vardığı son nokta olarak görüyorum. Bir varlığı bütün derinliğiyle ölçülebilir bir veri haline getirdiğinizde, geriye o veriyi çoğaltmaktan başka bir şey kalmaz.
Bizim medeniyetimiz insana hiçbir zaman bu gözle bakmadı. Hakikatin kaynağı bir olduğu için bizim irfanımızda ilim de tektir. Bir yıldızın yörüngesini hesaplayan akıl ile o yörüngeyi koyanın azameti karşısında eğilen gönül, aynı insanın birbirine açılan iki odasıydı. Aralarında hiçbir duvar yoktu. İnsanı da böyle aklıyla, kalbiyle, bilgisiyle, edebiyle bir arada yoğrulmuş bir bütün olarak tasavvur ettik. Kâmil insan dediğimiz şey işte bu vahdetin adıydı bizim literatürümüzde. Makinenin kudretine eriştiği yer, insanın ölçülebilir yüzeyidir sadece. Onu bir gayeye, bir vicdana, bir yaratılış sırrına bağlayan iç alemi ise hiçbir aygıtın elinin uzanamayacağı bir mahrem olarak kalacaktır. Makineyi çaresiz bırakan şey, insan işte bu derinliğe sahip olan insandır." dedi.
"Akli selim, kalbi selim, zevki selim bir müfredatı hayata geçirdik"
Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile ilgili, "İmam hatiplerin asrî davası da bu derinliği yeniden inşa etme gayretinde düğümlenmektedir. Bizler bu çatı altında modern dünyanın birbirinden kopardığı iki alemi yeniden buluşturma çabasındayız. Kainatın kanunlarını çözen fizik ile o kanunların sahibini tanıtan irfan gençlerimizin zihninde birbirine yabancı iki bilgi olmaktan çıkartılıp tek bir marifetin iki yüzü haline getiriliyor. Biraz önce Abdullah kardeşimiz çift kanatlılık ifadesiyle bunu zaten zikretti. Biz imam hatip okullarında bunu yapmaya çaba sarf ediyoruz. İmam hatip okulları artık eskiden olduğu gibi tek düze bir okul olmaktan da çıktı. Bilhassa 2013-2018 arasında müşavirlik yaptığım dönemde, 2014 yılında malum dershane yasasıyla beraber bir adım attık ve proje okul diye bir kavram ürettik. Proje okul kavramıyla arzu ettiğim şey şu idi; imam hatip okullar da dahil okullarımızda öğretmenlerimizin, idarecilerimizin gayretiyle farklı projeleri hayata geçirebilmek idi. Şu anda 11-12 dilde dil eğitimi veren, güzel sanatlar, dini musiki, İslam sanatları, fen programı, sosyal programlar, spor programları uygulayan imam hatip okullarımız var ve benim içimde bir ukdedir; 8 yıl imam hatip okuluna gelip Kur'an-ı Kerim dersi alan bir kardeşimiz niye hafız olamasın 8 yılda diye düşünüyorduk. Hafızlık programı uygulayan imam hatip okullarını da bu kapsamda 2014'teki yasa değişikliğinde yani proje okul kavramıyla beraber hayata geçirdik. Cenâb-ı Allah nasip etti, sayın Cumhurbaşkanımız da takdir etti. 2023 yılı Haziran ayında da Millî Eğitim Bakanı olarak göreve başladım. Göreve başladıktan itibaren de biraz önce ifade etmeye çalıştığım insanın ruhuyla, kalbiyle akıl arasına ayrım koyan, aklıyla vatan sevgisi, millet sevgisi arasına ayrım koyan, milletin değerlerinden çocuklarımızı uzaklaştıran, yabancılaştıran müfredatın yerine akli selim, kalbi selim, zevki selim bir müfredatı hayata geçirmek gerektiğini yıllar önce hayal ediyordum. Çok şükür 2024 yılı bahar aylarında inanılmaz bir karşı çıkışa rağmen tüysiyattan tutun sendikalara kadar birçok kişinin karşı çıkmasına rağmen, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla bize özgü, ama aynı zamanda modern gelişmeleri takip eden, gereksiz bilgilerden arındırılmış, çocuklarımızın milli ve manevi değerlerimize saygı duyduğu, milletin birliğine, beraberliğine sahip çıktığı, atasıyla, dedesiyle ayrım gözetmeksizin gurur duyduğu bir eğitim öğretim ortamı inşa etmek için bu müfredatı hayata geçirdik" dedi.
Bakan Tekin Trabzon’da Konuştu: “28 Şubat’ta Kapatılan Okulların İkinci Kurucusu Erdoğan’dır”
Yapılan değişiklikleri anlattı
Yapılan değişiklikleri anlatan Bakan Tekin, "Bakın müfredat ilginç, değerli arkadaşlar. Bazen okulda duyduğunuz, okulda zihninize kazınan kavramlar, toplumsal hayatınızdan, hayatınızın ilerleyen aşamalarından sizi o kadar etkiler ki... Mesela ben Haçlı Seferleri kavramının yerine Haçlı saldırıları kullanıyorum. Bunun gibi bazı kavramlar... Hocayı yürekten kutlarım. Var olasın! Bunun gibi kavramlar var. Mesela birçok arkadaşımız diyor ki: "Ya hocam, biz hiç düşünemedik ya. Biz net konuşurken hala Haçlı Seferleri diyoruz. Ama adamlar gelmiş bize saldırmış, biz onu sefer diye tanımlıyoruz."
Ya da başka bir kavram, zihnimize nakşedilmiş. Mesela aydınlanma kavramını çok kullanıyoruz, herkes kullanıyor. Aydınlanma dediğimiz şey batının hangi dönemini ifade ediyor arkadaşlar? Osmanlı'nın, Türk-İslam medeniyetinin egemen olduğu dönemi karanlık çağ olarak tanımlıyorlar. Ondan kurtuluşu da aydınlık çağ olarak tanımlıyorlar. Biz şimdi aydınlanma deyince ne kadar güzel bir şey yapmış oluyoruz, değil mi?
Arkadaşlar, bu kavramlar ya da başka bir şey söyleyeyim size. Coğrafi keşifler diyoruz. Çok masum. Hiç kimse bunun arkasında bir art niyet görmüyor. Avrupalılar gidiyorlar, Amerika kıtasını keşfediyorlar. Peki, Amerika'da yaşam yok muydu önce? Coğrafi keşifler dediğimiz şey aslında dünyada sömürgeciliğin başlamasıdır.
Biz, Türkiye Yüzyılı modeli tabii bunların medya düşen boyutları, bu kısımlar. Ama konuşmamın başında ifade ettiğim bir; bu ülkenin birliğini ayrım gözetmeksizin, amasız, fakatsız, herkesin temel hak ve hürriyetlerini güvence altına alan, amasız, fakatsız, fakatsız herkesi bayrağımızın etrafında, devletimizin etrafında, milletimizin değerleriyle örtüştüğümüz içindir ki bir arada tutmayı ve bu bir arada tutacak değerleri gelecek kuşaklara aktaracak bir çalışmayı yürütüyoruz sizlerin destekleriyle, sizlerin dualarıyla.
Ben kuşkusuz çok uzun konuşmak mümkün ama konuşmamı ben kısa kesmek durumundayım. Çok uzadı çünkü bu toplantı. Fakat şunu söyleyeyim. Şimdi öncelikle bu tür sivil toplum faaliyetlerinde çokça bulunmuş bir kardeşinizim. Bizim camiamızın bütün STK'larında bir şekilde rapor yazan, yönetiminde yer alan, danışman kurullarında yer alan kurucusu olan hala şimdi bile bir sivil toplum örgütü kurmak için bir süreç başlattık.
Her noktasında bulunan bir kardeşinizim. Sivil toplum faaliyetlerini yürütmek gerçekten zor. Hele böylesine Türkiye'nin her tarafında örgütlenmiş bir sivil toplum yapısını derleyip toparlamak, her yıl genel kurulunu yapmak zor. Bu vesileyle ben öndere, hem önceki başkanlarımız burada onlara hem mevcut başkanımız Abdullah kardeşimize bu gayreti için teşekkür ediyorum, Allah razı olsun.

BAKAN TEKİN’DEN BAŞKAN GENÇ’E TEŞEKKÜR:BAŞKAN GENÇ’İ ÇOK SEVİYORUM…
Sizlere Önder ailesinin değerli mensuplarına teşekkür ediyorum. Şunun için; ben milli eğitim bakanı olarak İmam Hatip okullarımız Türkiye'nin her tarafında çok şükür var. Ama Önder ailesi bizim İmam Hatip okullarımızdaki öğretmen arkadaşlarımızı, idarecilerimizi ve öğrencilerimizi bir aile ortamında sarıp sarmalıyorlar. Her daim yanlarında oluyorlar. O yüzden Önder ailesinin bütün mensuplarına, huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Ve kendisi konuşmamayı tercih ettiği için ona söz hakkı vermedik. Ev sahibimiz Trabzon Valimize teşekkür ediyorum. Allah razı olsun, çok güzel bir organizasyon. Ama Ahmet Metin Genç'i ayrı bir yere koyuyorum. Ona ayrıca teşekkür ediyorum" dedi.





